11 Ağustos 2013. Pazar sabahı yola koyuluyoruz bir arkadaşımla Licê(Lice)'ye doğru. Sabah erkenden çıkıp önce Eshab-ı Keyf'i sonra da Bırkleyn mağaralarını geziyoruz. Sonrasında esas Licê'ye,Pêşî Kevir'e, Licê'nin küçük dağ köylerine, 90'larda yakılıp yıkılan,zorunlu göçe tabi tutulan, onlarca evladını yitiren köylere doğru yola koyuluyoruz.
Yol üzeri, ilkin geçenlerde açılışı yapılan Gerilla Şehitliği'ne uğruyoruz. Mezarlıkta hummalı bir çalışma var, yollar yapılıyor, mezar taşları hazırlanıyor,mezarlara çiçekler ekiliyor... Mezarların arasında dolanırken üzerlerindeki şekerlere ilişiyor gözüm. Malum bir bayramı! daha geride bıraktık. Analarımız evlatlarına bayram şekeri getirmişler... Mezarlıkta çalışan işçiler fotoğraf çekmenin yasak olduğunu söylüyorlar, ne kadar ısrar etsem de şekerlerin fotoğrafını almama izin vermiyorlar. Mezarlıktan heybem boş, yüreğim dolu, ayrılıyoruz.
Mezarlıktan sonra ilk durağımız Henyat(Beğendik) Köyü. 1994'te yakılıyor, 14 haneli imiş. Köyün hikayesini Aziz Tekin'den dinliyoruz; 'Bizimki köy değil, Sîsê(Yolçatı) Köyü'nün mezrasıdır aslında. Bu bölgede çatışma çıkmıştı. Ben o zaman 14 yaşındaydım. Askerler köye havan topları atmaya başladılar. Havan toplarından biri bir evin içine düştü, sonra herkes evinden çıkıp köyü boşaltmaya başladı. Biz köyden çıkınca da arkamızdan gelip bütün evleri yaktılar. Evlerin içine gaz gibi bir şey atıyorlardı, sonra çakmağı vurunca ev birden bire tutuşuyordu. Mayıs ayındaydık.'
-Öldürülen kimse oldu mu?
-Çok oldu. Mesela Yusuf Bozkuş vardı, aklı tam değildi, hep yalınayak gezerdi bu dağlarda. 60 yaşlarında. Askerler aldılar onu, teröristlerin başı bu diyerek. Şu kayalıkların arkasına götürüp öldürdüler. Teyzemin damadı vardı -bir an duraksıyor 'adı Evdilwahap ama nasıl yazılıyor bilmiyorum'- Abdulvahap Maço. Onu da aldılar...
-Sonra ne yaptınız? Nereye gittiniz?
-Diyabakır'a taşındık. Orda da evi bastılar (gülümsüyor), bizi perişan ettiler. Mecbur oradan da Adana'ya taşındık. Tarım işçisi olarak çalışıyorduk.
-Ne zaman döndünüz köye?
-İlkin 8 yıl önce geldik. Ama ev yok, eşya yok o yüzden temelli gelemiyoruz. Baharda hayvan satın alıp geliyoruz, burada çadırımızı kurup hayvancılık yapıyoruz. Kışın tekrar Adana'ya.
Çadırda soluklanıp, sohbetimizi ettikten sonra hatır isteyip kalkıyoruz, yola devam...
Havan topunun düştüğü ev. Şimdi o yangın yerinde bir badem ağacı kök salmış.
NOT:13 Mayıs 1994 tarihinde Yolçatı köyünü basan Bolu Jandarma Tugayı ve Lice Jandarma Komutanlığına bağlı askerler tarafından gözaltına alınan Kamil Menteşe, Yusuf Bozkuş, Reşit Demirhan ve Abdülvahap Maço'nun cenazeleri, 17 Mayıs tarihinde köy yakınlarında bulunmuştu.
18 Ocak 2005'te AİHM Türkiye'yi 10 yıl süren bu davadan ötürü mahkum etti.