Köye varınca Mamo karşılıyor bizi, evine davet ediyor. Demli de bir çay koyuyor. Haliyle sohbetimiz de koyu. Bu arada ev gittikçe kalabalıklaşıyor. Eş, dost Mamo'nun çayını içmeye geliyor. Genişçe bir eyvanda oturuyoruz.
Mamo söze giriyor bir ara.
-İnsan meselenin içinde olmayınca ölümü korkunç bir şey zannediyor. Ama içine girdiğinde aslında hiç de korkulacak bir şey olmadığını görüyorsun. (Medeni Yıldırım'ın katledildiği günü anlatıyor) O gün askerler resmen taradılar bizi. Gördüm askerin biri neredeyse bir şarjör mermi boşalttı üstüme. Meydandan çıkınca ilk iş üstümü başını kontrol ettim acaba yaralı mıyım diye. Sağlam olduğumu görünce tamam dedim kefeni yırttık bu sefer. Hem korksan ne olacak ki. Korku çare midir? Olur da çözüm süreci sekteye uğrarsa biz çok iyi biliyoruz ki bu devlet Licê'den intikam almaya gelecektir. Bugün Licê'yle ilgili yayınlanan haberler boşuna değil. Devlet buraya giremiyor şu an. Mutlaka bunun intikamını alacaktır.
Weysi abê sırtını açıyor, omuzunda iki mermi yarası. O da Medeni'yi kaybettiğimiz gün yaralanmış. O gün çok fazla yaralı vardı diyor ama kimsenin haberi olmadı.
Çayımızı içtikten sonra kalkıyoruz, köyün yakılan evlerini fotoğraflayacağım. İlk gittiğimiz ev Medeni'yle beraber vurulan Ronida Pervane'nin ailesinin evi. Ronîda'nın ağabeyiyle tanışıyoruz, o anlatıyor. 1994 yılında baskın. Ev yakıldıktan sonra Amed'e taşınıyorlar. Baba şu an cezaevinde. Aile yazları köye gelip akrabaların evlerinde kalıyor.
Sonra Veysi Özmal'ın evine gidiyoruz. 94'te yakılıyor o da. Babasının eviyle bitişik olduğu için kendi evi yakılınca, babasının evi de beraber yanıyor. Tekrar ev yapamıyorlar köye.
Yakılan başka bir ev.
Fotoğrafları çektikten sonra hatır isteyip ayrılıyoruz köyden. En yakın zamanda tekrar görüşmek üzere...
Fotoğrafların büyük halleri için üzerlerine tıklayınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder